
16 Ocak’08
Huysuzum, huysusum çok huysuzzzzz....
19 Ocak’08
Huysuzdum, uykusuzdum. uykusuz olduğum için daha da huysuz oldum. sonrası... sonra kendimi çikolatalı kekin kollarına bıraktım. Bu kendini alkole vurmak gibi bir şey, ikisinin de fazlası mideye zarar ve ikisi de kendince kafa yapıyor. Ama çikolata sadece mutlu ediyor alkolün efkar gibi yan etkileriyle karşı karşıya kalmıyorsunuz. ferzan özpetek filmlerinin soundtracklerini fona aldığımız bugün güneş de yüzünü birazcık gösterdi. huzura bulandık sonunda.
gene küçük bir temizlik yaptım hayatımda kendimce. (dönem dönem yapmak lazım, çekmeceleri toplayarak evrene hayatımı düzeliyorum mesajları vermek yeterli değil çoğu zaman.) ne kadar sağdık kalırım kendime veridiğim sözlere bilmiyorum ama huzurumun güneşten sonraki nedeni bu.
eleştirildim bu temizlik sırasında ama ilk defa. (genel de bunu dillendirmek konun müdahillerine aslında) çok şey öğrendim kendim hakkında. aslında karşımdakinde şikayet ettiğim herşeyin ben de olduğunu gördüm boşuna suçlamışım zavallıcıkları. bir de yüzsülük yapıp “bunlar, bunlar vb.leri yüzünden artık oyun dışındasın” dedim. tabi söz konusu “bunlar bunlar vb.leri”nin çoğunu bünyemde bir yerlerde barındırıyorum ben de.
küstahlık bu ya, bana yapılınca o karmakarışık kanımdaki bütün kaprisli genler gün ışığına çıkıyor. farkındayım tabi ki tüm bunların ama bir de dönüp haklısınız desem gülümseyerek, deli sınıfına terfi edeğim içim muzip bir gülümseyişle sadece “üzgünüm ama böyle düşünüyorum” deyıp sahneden çekiliyorum. onlar istedikleri kadar konuşabilirler artık...
en iyi yaptığım şeydir belki de bu; ortadan kaybolmak, buhar olup havaya karışmak gibi...
ama bunu yaparken hep uysal ve sessizimdir. kendimden başka kimseyi kırılıp dökülmesine izin vermem... elimden geldiğince. böylece hep konuk oyuncu hakkım saklı kalır, sonraki bölümlerde. adım jenerikte bir yerde hep geçer...
ama bu sefer ki “bunlar, bunlar vb.leri” kısmı üzerinde çok çalışmam lazım biliyorum.
açarsak birazcık, blogu okuyan şanslı azınlığın ;) pek de yüzyüze gelmediği o mesafeli, soğuk tarafım. o hep benimle, üstelik bir de karşımdakinde tepeden bakıyorum izlemi vermiyor muyum işte ozaman bütün şakalarım gerçek oluyor onların gözünde. belki de altında üstümden atamadığım duygusal çocukluğum vardır. kimbilir... neyse ne çok da takılmıyorum aslında . farkındaysam artık kaybolur gider o da buhar olur uçar karışır havaya :)