
16 ekim’07
herkes farklı bir ses tonuyla vurgular ya “ilk askım!!”, sorular arka arkaya dizilir “nerdedir, ne yapıyordur acaba, nasıldır...”
ben artık o “nasıl” sorusunu sormuyorum!!
gerçekten saftır onlar ,saftır çünkü daha hormonlarımızın çalışmaya başlamadığı geçfetüs dönemine ait zaman diliminde olay cereyan eder, farklı bir büyüsü vardır bundan. Hep bir toz pembedir. Kimimiz elini tutmuşuzdur, kimimiz yanağımızı öpmesine izin vermişizdir fazla fazla (fetüs ama geç ;)) ben hiçbirini yapmadım, hiç bilmedi de sanırım en azından balık hafızam öyle diyor.
Hatırladığım en net görüntü ise kültür mantarı olarak istiklalde ailecek dolaştığımız ender günlerden birine rastlar (maksat çolçocuk sergi görsün, belki büyünce entelektüel olur iki laf etmesi gerekir) Yüreğim nasıl da hop etmişti ta o zaman. aşık olma potansiyelinden ilk nabız alınan gün olarak kayda geçmiştir.
Sonrası... sonrası toz bulutu. Ne sınıfta ki halini hatırlıyorum, ne oyun oynadığımız bahçeyi.
İşte tüm bu büyülü dünyam bugün elimden alındı. Sevindiğim taraf yok değil tabi, ne demişler kedinin ölümü meraktandır.
Ama yazık oldu gizli bahçeme.
Benimle birlikte o da büyümüş. Sakalı çıkmış, saçı dökülmüş, o da gözlüklenmiş (belki de vardı), her neyse. Pek bir akademik görünümlü, pek bir ayaklarıyerebasar....
No comments:
Post a Comment